‘Ben Böyleyim’ Demekle Neyi Reddediyoruz?

Bence hayatta bazı cümleler var. Yazdığın bir kelimeyi ucuz silgiyle silmeye çalışmaya benziyor, öyle hissettiriyor. Bütün kiri defterine dağıtıyor. “Ben böyleyim…” tam da öyle cümlelerden biri işte. Dışarıdan bakınca minik bir özgüven ışıltısı gibi, ama içten içe dev bir inkâr taşıyor. Değişimi, sorumluluğu, yumuşamayı, empatiyi ve hatta kendinle gerçekten göz göze gelme ihtimalini bile paketleyip çöpe atıyorsun. Kendine bile “bakma şimdi ona” çekiyorsun.

Mesela biri sana, “Bu söylediğin beni incitti.” dedi. Sen de o yılların paslanmaz çelik kalkanını çıkarıp hemen cevap veriyorsun: “Ama ben böyleyim.”

Yani aslında ne dediğini tercüme ediyorum:

“Benim bu versiyonum seni biraz incitmiş olabilir ama ne yapalım, uygulama henüz güncellenmedi.” Ya da:

“Mevcut durum konfor alanıma zarar veriyordu. Değişiklik istemiyorum. Lütfen dokunma, teşekkürler.” Bazen bu cümle şöyle bir versiyonla sahne alıyor:

“Ben böyleyim çünkü başka türlü olursam beni sevmezlerdi.”

İşte orada cümle zırh olmaktan çıkıp eski bir kostüme dönüşüyor. Kimin için giyildiği bile unutulmuş ama çıkarınca kendini çıplak hissettiğin bir şeye… Ama işte ”Ben böyleyim” anı geldiği zaman ruhsal olarak “konu kapanmıştır” sessizce köşeye çekilmişsin demektir. Hani terapistin “Peki, bu halin ne işe yarıyor?” diye sorduğu anda gözlerini kaçırırsın ya… O hissin tam kendisi.

Ama unuttuğumuz şey şu: Hayat bazen aniden kapını çalıyor. Bir an, bir şey oluyor ve sen cevap veremiyorsun. İşte o an, farkındalığının bu güncellemeyi yapma zamanı gelmiş oluyor. Ne kadar sabitlenmiş gibi hissetsen de aslında içten içe çözülmeye başlıyorsun. O “Ben böyleyim” dediğin yer artık seni taşımıyor. Ruhun başka bir şey fısıldıyor: “Başka türlü de olabilirim.”

Astrolojiye Göre “Böyleyim” Diyenler Kimler?

Boğa. Aslan. Akrep. Kova. Yani sabit burçlar… Astrolojinin “Ben böyle doğdum, siz değişin” diyenleri.

Ve benim astrolojik yorumum? Yükselen Yay, Ay Yengeç, Güneş, Mars, Venüs, Merkür de İkizler… Default ayarımda; zihinsel sabitlenmeler, duygusal gelgitler, bir de üstüne Pollyanna gibi esprilerle konuyu geçiştirme yeteneği yüklü yaratılmışım. Sabit burçlardan çok “bir sabit fikri 11 kez farklı şekilde düşünürüm” takımıyım. Ama gel gör ki bazı kalıplar, konfor alanımıza da ruhumuza da ince ince işlenmiş.

Aynada Gördüğün Şey Sen Değil, Sürüm 2009 Olabilir

Ben, öyle zamanlarda ”Ben böyleyim” kartı kullandım ki şimdi düşününce karşı tarafı değil, kendimi kandırdığımı fark ediyorum. “Evet, bunları yaptım veya yapmadım ama elimden başka bir şey gelmezdi. ne yapabilirim ben böyleyim” deyip geçtim. Ama o ‘böyleyim’ hali… Aslında hikâyemin bir köşesinde, kendi sesini duyurmaya gücü yetmeyen küçük bir Burçak’ın acil durum kitiymiş.

O versiyon zamanında çok işe yaramış olabilir. Ama artık 2025’teyiz. Yani MSN dönemi refleksiyle TikTok çağına ruh taşımaya çalışıyoruz resmen…

Peki Neden Tutunuyoruz Bu Cümleye?

Çünkü değişmek yorucu ve acılı… Fiber altyapı gibi kazman lazım. Çünkü “Şöyleydim, böyle oldum” demek, değişimdeki yolu yürümeyi gerektiriyor. Ve o yol, genelde aynalarla doludur. Aynalara bakmak da cesaret ister. Doğum haritası yorumlamak gibi herkes değişebilir ama kimse eski gezegenlerinden kolay kolay boşanamaz.

En tehlikelisi ise ”Ya yeni versiyonumu sevmezlerse?” korkusunda yatıyor. Değiştikten sonra da sevilir miyim? Ya o Aslan gururum, Akrep kıskançlığım, Boğa inadım giderse… geriye ne kalır? Ya biri beni severse ama ben kendimi tanımazsam?

Ama gerçek şu ki: Değişmedikçe, o içinden doğacak yeni seni tanıyamazsın. Ve belki, o seni daha çok seversin.

Kendinle yeni tanışmanın en garip tarafı şu: Önce garipsiyorsun, sonra utanıyorsun, sonra bir bakmışsın kahve içmeye çıkıyorsun onunla. Ve sohbeti de kendisi de hoşuna gidiyor.

“Ben böyleyim” demek yerine belki de şunu diyebiliriz: “Bugün böyle davrandım çünkü elimde bu vardı. Ama bu hep böyle olacak diye bir şey yok.” Zaten hayat da sürekli bu cümleyi fısıldamıyor mu kulağımıza?

“Tatlım, versiyon güncelleme geldi. Şarjın %4 ama hâlâ direniyorsun.”

En çok da o değiştiğimiz anlarda, bambaşka biri değil… İlk kez gerçekten “biz” oluyoruz.

Yorum bırakın

Biri içime dönüyor, acılarımı yazıyor.
Diğeri dışarıyı okuyor, kelimelerini işe dönüştürüyor.
Biri şifa, biri strateji…
Biri, “Neden bunu hissediyorsun?” derken;
diğeri “Neden hâlâ yazmıyorsun?” diye fısıldıyor.

Ve ben, ikisinin arasında varım.
Bu blog da onların ortak sesi!

Instagram Notları