Artık içimde taşıdığım o sızıya bir isim koyuyorum. Ve o sızının geldiği yere, seninle kurduğum bu ilişkiye… Veda ediyorum.
Bu yazdıklarım sana ulaşmayacak belki. Ama bu kelimeler, içimde biriken her şeyin son yankısı olacak. Çünkü ne zaman seni düşünsem, aslında “yarım kalmış” bir benle baş başa kaldım. Ve artık kendimi tamamlamak için senden vazgeçiyorum.
Adını kimseye söyleyemediğim bir bağa, anlatamadığım bir sevdaya… Yarım kalmış bir hikâyeye veda ediyorum.
Biz belki hiçbir zaman gerçek bir “ilişki” yaşamadık. Ama ben seni severken kendi içimde bir ilişki kurdum. Mesajlara, suskunluklara, paylaşımlara… Bazen yalnızca bir profil fotoğrafına bile anlam yükledim. Sen farkında bile olmadan içimde bir hikâye başlattın. Ve sonra… İçinde bile yer almadığın o hikâyeyi tamamlamamı bekledin.
Yakındık bir süre. Konuştuk, güldük, paylaştık. Ama sen hiçbir zaman “seninleyim” demedin. Ben sayfalarca bekleyişle doluyken, sen bir kelimeyle sustun.
Ne zaman seni düşünsem, aslında yarım kalmış bir “ben”le baş başa kaldım. Çünkü sen beni ne tam sevdin, ne de tam bıraktın. Ve ben, hep senin eksik bıraktığını tamamlamaya çalıştım. Kendimden eksilerek…
İçimde sana ait kırılgan bir alan oluştu. Sen her sustuğunda, ben biraz daha içime çekildim. Sen geri çekildikçe, ben hayal kurmaktan vazgeçmedim. Ama her cevapsızlık biraz daha canımı acıttı. Senin söylemediklerinle aylar harcadım. Bin cümle kurdum adına ve her seferinde içimde sustum.
Ben seni sevdim. Belki olduğun kişiyi değil, ama senin olabileceğine inandığım ihtimali… Seninle olmayan bir ilişkiyi, zihnimde defalarca kurdum. Olmayan günleri, bir gün olur diye süsledim. Senin için “değerli” olmayı bekledim. Ama kendimi değersizleştirdim o bekleyişte.
Doğum günümde yoktun… Sevgililer Günü’nde sustun… İş bahanesiyle hep bir adım uzağında tuttun beni. Ama ben, hep bir gün kalbini açarsın sandım.
Artık susuşlarını kutsamıyorum. İlgisizliğini mazur görmüyorum. Kendimi boşlukta bırakmıyorum. Beklemekten, umut etmekten, çabalayıp karşılık bulamamaktan… Artık vazgeçiyorum.
Çünkü ben sevgide görünmek, hissedilmek, duyulmak istiyorum. Kalbimi sunduğum yerde bir sıcaklık, bir ses, bir kucak bulmak istiyorum. Sevgiyi sadece öğretmek değil, birlikte yaşamak istiyorum. Ve seninle bu mümkün değildi.
Seni sevmek kolaydı aslında… Ama sevilmeden sevmek… İşte en ağır olandı belki de… Ve ben bunu çok uzun süre yaptım.
Ama artık değil. Artık acımı taşıyan bu bağa veda ediyorum. Seninle olamayan tüm hayallere, cevapsız kalan tüm mesajlara, her seferinde “belki” diye başlayan ve hep “hiç”le biten her ihtimale veda ediyorum.
Ve en sonunda, kendime merhaba diyorum. Kalbimi o yarım duygulardan arındıracağım. Bir daha sevdiğimde, sevilmeye değer olduğumu hiç unutmadan seveceğim. Senin sustuğun yerden, ben kendime bir şarkı söyleyeceğim. İçim yeniden yeşerecek…
Hoşça kal.
Bu defa gerçekten.
Ve içimde bir sessizlikle…










Yorum bırakın