İki Yanımda Ben

Merhaba, Ben Burçak.
Ama bu blogda tek başıma değilim. İçimde birbirinden farklı kadınlar var. Biri içe dönüyor; kalbimin kırık yerlerine eğilip kelimeleriyle şifa arıyor. Diğeri dünyaya bakıyor; olup biteni çözümlüyor, cümlelerini stratejiye dönüştürüyor. Biri hissetmeden duramıyor, öbürü düşünmeden. Biri uzun uzun susuyor, diğeri ise tam da o an yazmaya başlıyor.

Beni tanımak biraz garip bir yolculuk. Çünkü bazen kendimi ancak başkasının aynasında görebiliyorum. Karşımda biri olduğunda kendi hâlimi, tonumu, mimiklerimi, hatta kim olduğumu daha net fark ediyorum. Ve bazen o aynadan bakınca, “Aa, meğer ben bambaşka biriymişim” diye şaşırıyorum.

İlişkiler benim için sadece aşk değil; aynı zamanda bağ kurma sanatı. İlk buluşmadan sonra “Acaba soyismi adıma yakışır mı?” diye düşünebilen bir tarafım var. Romantik mod açıldığında çorba kaynatıp battaniye getirebilirim ama yanına hafif bir trip garnitürünü de mutlaka eklerim. Konuşurken tek bir konuya bağlı kalamam. Üç farklı hikâyeyi aynı anda anlatır, sonra hepsini yarım bırakabilirim. Geçmişimle bağım ise ilginçtir. Bazı insanlar ve anılar yeniden uğrar bana; çünkü bilirim ki döndüklerinde hikâye biraz daha güzelleşir.

Bazen sabırsız, bazen sabırlı; bazen ciddi, bazen kahkaha doluyum. Şansım varsa bile onu çalışarak kazanırım. Gelirimin bir kısmı kurumsal işten gelirken, diğer kısmı “NFT mi satsam, tarot kartlarımı tasarlasam?” gibi sıra dışı fikirlerden beslenir. Planlarım her zaman biraz yaratıcı, biraz kaotiktir. Arkadaş ortamlarında “Ben karışmam” derim ama herkes bilir ki perde arkasında planı ben yapmışımdır. Tartışmalarım bile absürttür. Ciddiyetle başlayan bir kavga, ortasında “Bu arada sana bir şey anlatacağım…” diye bambaşka bir yere evrilebilir. Karşımdakini sinirden güldürmek konusunda yetenekliyim. Beni tanımak, bir gün içinde dört mevsimi yaşamak gibi… Sabahında güneşli, öğleninde fırtınalı, akşamında huzurlu bir gökyüzü… Ama tek bir şey net:
Sıkıcı olmak bana hiç yakışmaz.

Kendimi tanımak ve anlatmak için tek bir ses yetmezdi. Çünkü ben yalnızca bir isim, bir meslek, bir etiket değilim. Ben hem ağlayan kadınım hem gülen; hem yanan hem anlayan; hem kendine sarılan hem başkalarına tutunan…

“İki Yanımda Kadın”, bu içsel ikiliği kutsayan bir yer. Bazen kalbimin içini döküyorum buraya; bazen hayatı deşifre eden cümleler kuruyorum. Kimi zaman bir ayrılığın ardından sustuğum yerde kelimeler çıkıyor ortaya, kimi zaman gündelik hayatın ortasında patlayan bir farkındalıkla yazıyorum.

Yazdıkça çoğalıyorum, bölünüp birleşiyorum. Bu blog, hem şair hem stratejist tarafımın barıştığı, hem acının hem aklın el ele verdiği bir iç konuşma, bir iç geçirme, bir iç geçit.

Hoş geldin.
İki yanımda yürüyen kadınlardan hangisini görmek istersen, o sana kelimelerle göz kırpar.

Biri içime dönüyor, acılarımı yazıyor.
Diğeri dışarıyı okuyor, kelimelerini işe dönüştürüyor.
Biri şifa, biri strateji…
Biri, “Neden bunu hissediyorsun?” derken;
diğeri “Neden hâlâ yazmıyorsun?” diye fısıldıyor.

Ve ben, ikisinin arasında varım.
Bu blog da onların ortak sesi!

Instagram Notları